30 Aralık 2009 Çarşamba

GALATASARAY DERGİSİ 86. SAYI



Bu sayının kapağında Frank Rijkaard, Tribün Notları'nda ise Galatasaray tribünlerinden son derece bilimsel (!?) analizler var. 


Bu mühim makaleyi yazarken engin fizik bilgisini gönülden paylaşan Beşiktaşlı kardeşime ve her sayıda tasarımı daha da coşturan Beşiktaşlı art direktörüme teşekkürlerimle... 


Demek ki boşuna Galatasaray Türkiye'dir demiyormuşuz di mi? :) 


ps: Her sayıda türlü taciz ve şakalarıma maruz kalmasına rağmen beni hala Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet etmemiş olan Sabri Sarıoğlu'na da ayrıca teşekkür ederim :)

http://www.galatasaray.org/gsdergi/haber/5743.php

2 Aralık 2009 Çarşamba

GALATASARAY DERGİSİ 85. SAYI



Bu sayının Tribün Notları'nda Kapalı Alt'tan Sivasspor-Galatasaray ve Galatasaray Sözlük  tribününden Diyarbakırspor-Galatasaray maçları var. 




12 Kasım 2009 Perşembe

Gençken Yapılacak 100 Şey Madde 98

video

Gençken Yapılacak 100 Şey Madde 98: Hayatının en çılgın şakasını yap.

GNÇTRKCLL kampanyasının ikinci filmi.

5 Kasım 2009 Perşembe

GALATASARAY DERGİSİ 84.SAYI TRİBÜN NOTLARI


Bu sayının kapağında Sabri'yi görüp sakın dergiyi almaktan vazgeçmeyin.
Teselli ikramiyesi olarak süper bir Harry Kewell posteri de hediye:) 

29 Ekim 2009 Perşembe

Gençken Yapılacak 100 sey Madde 57

Gençken Yapılacak 100 Şey Madde 57: "Bir ünlü şahsiyeti seninle McDonald's'a gitmeye ikna et"

Yeni kampanyamızın devam filmlerinden biri.


video

22 Ekim 2009 Perşembe

GNÇTRKCLL

Gençken Yapılacak 100 Şey, genç bir bireyin aklı bir karış havada, bir eli yağda, bir eli baldayken mutlak suretle yapması gereken bir takım aksiyonlar bütünüdür.

Zira genç dediğin cesur, atak, zihni sinir, cin fikir ve şakacı olur.

Koşullar ne olursa olsun, eğlenmenin bir yolunu bulur.

Gençken Yapılacak 100 Şey listesi bu mantıkla, ciddiyetten son derece uzak uzman bir kadro tarafından eğlenmeyi bilen gençlere yol göstermesi için tasarlandı.

İşte bu yüzden Gençken Yapılacak 100 Şey listesi Şam’da kayısı gibidir.

Ayrıntılar: genckenyapilacak100sey.com



video

11 Ekim 2009 Pazar

everything is something happened!

Bir zaman "Big games are easier than the other games" buyurmuştu Hocamız...

Euro 2008'de "comeback kings" olarak anılan takımın teknik direktörü olarak.

Biz de malum; "Bitmeden bitmez"e çok inanmıştık.

Bu sefer olmadı, tüm dünya Afrika'dayken biz evde izliyor olacağız Dünya Kupası'nı.

Şimdi kendisine ben de katılıyorum "I don't want to see the back, I want to see front"

Ne demekse artık...

video

7 Ekim 2009 Çarşamba

GALATASARAY DERGİSİ 83. SAYI


Kapağımız pek havalı oldu bu sayıda...

8 Eylül 2009 Salı

12 Dev Adam ya da Hayda Bre!

A Milli Basketbol Takımı için yaptığımız filmlerden birkaçı. 

Bu arada 12 Dev Adam'a da bi çift lafım var:
Ben sizin kadar yüksekte olsam, geleceği görürdüm! :) 


video video video

7 Eylül 2009 Pazartesi

GALATASARAY DERGİSİ 82. SAYI



Bu sayıda tasarımı Ati yaptı. Çok da güzel oldu:) 

Bu ay dergide başka neler var diyenler için: 


7 Ağustos 2009 Cuma

Bahadır Abim'e...

10-11 yıl önce.


Yer; Taksim, Yaga.


Günlerden kesinlikle Çarşamba. 


Kurtalan Ekspres ve Cem Karaca programın ilk yarısını bitirmiş, sahneden yanımıza teşrif ediyorlar. 


Bahadır Abim sahneden iner inmez önce birasını istiyor, sonra dönüyor arkasını: “Bizim kız, ör bakalım saçlarımı”


Ben Bahadır Abim’in saçlarını örüyorum, o bana reklam yazarlığı hakkında tüyolar veriyor. 


Zira ben reklam yazarlığı nedir bilmiyorum, “yapabilirim” sadece onu biliyorum. 


Bahadır Abi’nin de BCA Creative Committee diye bir ajansı var, bu işten çok iyi anlar, onu da kimse bilmiyor. 


Bana gazete ilanına nasıl fikir bulunur, iyi başlık nasıl yazılır, body copy nedir gibi temel bilgileri her seferinde hiç sıkılmadan anlatıyor. 


Aradan 3-4 yıl geçiyor, Bahadır Abim Leo Burnett’e girdiğime benden çok seviniyor. Sektör dergilerinde ne zaman yaptığım bir iş çıksa, “bizim kız adam oldu” diye mutlu oluyor, benimle gurur duyuyor. 


Bazen “gel iki satır da bize yaz kör olası” diyor, “ne zaman istersen Bahadır Abi’cim hatta senin hatrına para da almam” diye ukalalık yapıyorum. 


Bahadır Abi “Hadi ordan! Elimizde büyüdün velet! Kuruş vermem hatta cebindekini de alırım” diyor.


Ben utanmadan gülüyorum. 


Bir zaman önce “Etiler dediğin şurası, mutlaka uğrarım bir gün” demiştim.


Senin kız, sözünü tutamaz oldu. 


Kusura bakma Bahadır Abi. 


Bi de...


Barış Abi’ye selam söyle.


3 Ağustos 2009 Pazartesi

GALATASARAY DERGİSİ 81. SAYI



Leo Franco ve Keita'nın çekirdek çitleme bölümü sevgili arkadaşım Ahmet Yacel'e adanmıştır:)

2 Ağustos 2009 Pazar

GPC in İstanbul-2




Başbakanımız "one minute" diyerek adını hem Davos hem de IPC tarihine altın harflerle yazdırdı. Zaten O'na da bu yakışırdı:) 

GPC in İstanbul-1

Ati'yle "GPC in Istanbul"  ilanları yaptık, hem de İstanbul'a ait  eserlere/değerlere IPC üzerinden puan  vererek.

İlanlara bakarken, bir önceki yazıdaki "IPC Scale" başlığına göz atmanızda fayda var.

Neye kaç puan verdiğimizi anlamanız açısından.







GPC in İstanbul... da... GPC nedir?


Leo Burnett'in yaratıcı işleri değerlendirmek için bir sistemi var: IPC ya da 7+ 

Bu sisteme göre her yaratıcı işe fikir ve uygulama kriterleri göz önüne alınarak (2'den 9'a kadar) bir puan veriliyor. Her bir puanın acımasız ve net karşılığı var.

Yani dünya üzerindeki 97 Leo Burnett ofisi, yaratıcılık sınavını önce kendi içinde veriyor, sonra yarışmalarda ödül toplamaya çalışıyor.

IPC sistemine göre 3 ayda bir toplanan komite yani GPC (Global Product Committee) ilk kez 17 Ağustos'ta İstanbul'da toplanacak. 


IPC SCALE

2 PUAN: NO IDEA 
(fikir yok, fikir.)

3 PUAN: INVISIBLE 
(fikir o kadar yok ki... görünmez adeta)

4 PUAN: I DON'T KNOW WHAT THIS BRAND STANDS FOR 
(bu marka niye var ki? )

5 PUAN: I UNDERSTAND THE BRAND'S PURPOSE 
(bu marka niye var anlıyorum da... iş kötü...)

6 PUAN: AN INTELLIGENT IDEA 
(aferim güzel fikir)

7 PUAN: AN INSPIRING IDEA, BEAUTIFULLY CRAFTED 
(fikir de uygulama da süper)

8 PUAN: CHANGES THE WAY PEOPLE THINK AND FEEL 
(insanların fikrini de hissini çeler bu iş, maşallah) 

9 PUAN: CHANGES THE WAY PEOPLE LIVE 
(bir gün bir fikir buldum ve hayat değişti... o minval)

ps: 
Anlaşılacağı üzere Türkçe karşılıklar tamamen paşa gönlümün çevirisidir.
Makul çeviri, Leo Burnett'in 7. katına çıkan merdivenlerinde yazmaktadır. 

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN LEO BURNETT TERMİNOLOJİSİ



Malum, Leo Burnett alt yapısından yetişmiş bir yazarım.

Leo Burnett kültürünü ve terminolojisini yakinen bilirim.

Önce kendi ekibimden başlayarak, ajanstaki tüm ekiplerin jargonlarını derledim.

Bazıları reklam sektöründeki yaygın kullanımlar, bazıları ise tamamen bizim ajansın ürünü.

Sırf ajans bloguna eğlence olsun diye eklediğim terminoloji durduk yere ünlü oldu, reklam ajanslarında dolaşmaya başladı.

Üçüncü bölüme LB Copyright notu eklesem iyi olacak:)

Beş bölümlük terminolojinin ilk iki bölümü için buyrun buradan tıklayın:

Leo Burnett Kreatif Ekip Jargonu
http://blog.leoburnett.com.tr/index.php/2009/07/23/yeni-baslayanlar-icin-leo-burnett-terminolojisi


Leo Burnett Müşteri İlişkileri Jargonu
http://blog.leoburnett.com.tr/index.php/2009/07/28/yeni-baslayanlar-icin-leo-burnett-terminolojisi-vol-2


ps: Blog'tan bloga link olur mu demeyin, dükkan da kazansın biraz:)

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Ati bizi düğüne götür!


Ati Efendi evlenmeye karar verdi.

Bi de oturdu mis gibi davetiye yaptı kendine.

Hayırlısı olsun diyor, kendi düğün davetiyesini minimum revizyonla onaylattığı için ayrıca kutluyorum:)

25 Haziran 2009 Perşembe

Kardelenler National Geographic Channel'da

Turkcell'i seversiniz-sevmezsiniz ayrı.

Ama Kardelenler projesinin üstün amacı tartışılmaz.

Her yıl onbinlerce kızı, parasızlığa, cehalete, inatçı babalara, kardan kapanan yollara inat okutmak kolay iş değil.

National Geographic Channel, bu projenin belgeselini yaptı ve 1 Temmuz'dan itiraben yayınlayacak.

Bize de ilanlarını yapmak kaldı.

Fırsat bulursanız mutlaka izleyin.







11 Haziran 2009 Perşembe

TRİBÜN NOTLARI / GALATASARAY DERGİSİ





GALATASARAY DERGİSİ'nin HAZİRAN/TEMMUZ sayısı için yazdığım Tribün Notları, 9 Ağustos'ta başlayacak yeni sezonda da devam edecek.

Galatasaray camiasına saygılarımla arz ederim:)

10 Haziran 2009 Çarşamba

Art my NoteBook vol.7



Defterim sadece çizerlere değil, bestecilere de açıktır.

Tıpkı Seher Burcu Önder Hanımefendi'nin eşsiz eseri gibi.

Sözü ve bestesi kendine ait olan "Arama Açmam Telefonu" adlı eserini, A Milli Futbol Takımımız için canla başla çalışırken biraz sıkıntıdan, biraz zamansız gelen ilhamdan ötürü benim defterime karalamıştır.

Gururla takdim ederim.

ÖNEMLİ NOT: Şarkının cidden bir bestesi mevcut olup arzu edenlere söylenebilir:)

Art my NoteBook vol.6



Bu da sevgili arkadaşım Murat'tan...

Kendisi bilumum sanat çevrelerinde Kubilik olarak da bilinir, bilmeyen varsa kendi ayıbıdır.

O balıklar nedir, niyedir hiç bilmiyorum.

Bence o da bilmiyor:)

Art my NoteBook vol.5



Kreatif Direktörüm Yaşar, kendi hediyesi olan defterime çizmek yerine yazmayı seçti.

"Ben yazardım abi, zahmet etmeseydin, bi çiçek filan çizseydin bari" dedim ama patron malum... :)

Art my NoteBook vol.4





Ati'nin ikinci dönem eserleri.

Sanatçı, yazarının baskısıyla Ada konseptine yönelmiş, pek de güzel işler çıkarmıştır.

Demek ki yazarının bir bildiği vardır :)

Beni betimlediği çalışması için bi yorum yapmak istemiyorum:)

Art my NoteBook vol.3





Halen birlikte çalıştığım üstün şahsiyet Atilla Karabay Beyefendi'nin (ya da kısaca Ati) defterlerimdeki kariyerini iki başlıkta incelemek gerekir.

Erken dönem eserleri olarak adlandırabileceğim bu çizimler, sanatçının "neyden bahsedildiğini kesinlikle anlamadığımız
ve bi türlü bitmeyen yersiz uzun toplantılarda iç sıkıntısı" temalı çalışmalarıdır:)

Art my NoteBook vol.2



Arkadaşım diye söylemiyorum kendisi pek yeteneklidir.

Emek Kalfa'dan bahsediyorum.

Bir ara böyle asık suratlı adamlara kafayı takmıştı.

Benim defterimi de bu obsesyonundan mahrum bırakmadı sağ olsun.

Art my NoteBook vol.1





Çok eğlenerek, çok güzel işler çıkartarak çalıştığım, çok yetenekli kişilik Serkan Karaduman'ın çizimleri.

Sanatçı özellikle testere çizimiyle tanınır, mahlası gibi kullandığı bu figür halen LeoBurnett kreatif ekibin masalarında sinsice yer almaktadır:)

Eski Defterler


Bilen bilir, benim defterlerim meşhurdur.

Hem konuşulan her toplantıyı/detayı tarihiyle not aldığımdan "gayri resmi" ajans tarihidir.

Hem bulduğumuz fikirler açısından ciddi bir arşiv ve ilk taslaktır.

Hem de birlikte çalıştığım art direktörlerin harika çizimleriyle doludur.

An itibariyle eski defterlerimi birlikte çalıştığım yetenekli art direktörlerimin sergisiyle açıyorum.

Ve adını da "Art my NoteBook" koymuş bulunuyorum :)

9 Haziran 2009 Salı

Süpersiniz!


Turkcell Süper Lig 2008-2009 sezonu kapanış ilanı.


Süpersiniz diye yazdık ama...

Gönül isterdi ki sahada ve tribünde daha fazla medeniyet görelim.

Yeni sezona kısmet...

29 Mayıs 2009 Cuma

Gözler yalan söylemez





Kuzey Kıbrıs Turkcell 3G Görüntülü Konuşma için yeni yaptığımız ilanlar.
Yazması, tasarlaması hayli zahmetli oldu.
Galiba okuması da öyle :)

24 Mayıs 2009 Pazar

Hamdolsun Memlekette Sansür Yok!

Makale, REKLAM YARATICILARI DERNEĞİ’nin çıkardığı ARASIRA dergisinin “REKLAMDA SANSÜR” özel dosyası için yazıldı.


HAMDOLSUN MEMLEKETTE SANSÜR YOK!

Ben küçükken Star TV’de (o günkü adıyla Interstar hatta MagicBox olma ihtimali var) Lisa Minelli’nin oynadığı “Cabaret” filminin
“sansürsüz” gösterileceğinin reklamları dönüyordu.

Bir filmin sansürsüz yayımlanmasının ne anlama geldiğini bilmediğimi ve bunun niye önemle duyurulacak bir şey olduğunu hiç anlamadığımı hatırlıyorum.

Sansürlü neydi ki “sansürsüz” diye bir şey olsun?

Tesadüfi bir şekilde sansür kavramından önce “sansürsüz”ü öğrenmiş biri olarak, büyüdükçe sansür mekanizmasının nasıl işlediğini layığıyla deneyimledim.

Mesela “muzır neşriyat” nedir bilirim; duymuşluğum, birtakım gazete bayilerinde poşette dergiler görmüşlüğüm var. “Gitar erotik çalınıyor” gerekçesiyle “Lambaya Püf De” şarkısının sansürlenme hikayesini birinci ağızdan dinlemişliğim var. 1999 yılında taaa Londra’lardan getirdiğim U2 grubunun “Propaganda” adlı dergisinin içeriğini Edebiyat Fakültesi Dekanı’na onaylatmışlığım, Dekan Bey’in sakıncalı gördüğü sayfaları bir bir yırtmasını ve eşzamanlı cık cık’lamasını izlemişliğim var. 



Hem sonra bizzat sansürlenmiş işlerim var. 
Umut Vakfı için çektiğimiz filmin morgda geçmesi münasebetiyle birtakım üst kurullar ve denetleme amcaları tarafından verilmiş “gençlerin zihinsel, fiziksel ve başkaşeysel gelişimlerini olumsuz etkileyebilir” raporum var.



Mesela yine bir reklam filminde “hareket etmek üzere olan şehir hatları vapuruna son anda atlamayı başaran ve buna utanmadan gol atmış gibi sevinen bir kadın’ı gösteren sahnenin “gençlere kötü örnek olabilir” endişesiyle(!) kırpıldığına tanık olmuşluğum var.

(Bu arada yanaşmak üzere olan vapurdan iskeleye atlanır ve fakat kalkmak üzere olan bir vapura atlamak teknik olarak mümkün değildir. Zira önce kapı kapanır, sonra vapur iskeleden ayrılır. “Film icabı” diye bir şey var bu hayatta.)



Sonra... Bazı müşterilerin rahatsız olduğu ve “kullanmasak iyi olur” derecesinde yasaklı fiillerim var. “Yaratmak” gibi.
Zira yaratmak gayet Allah’a mahsustur; herhangi bir faninin bir şey yaratması mümkün ve caiz değildir.


Dahası, alınan, bozulan olur; hatta belki nümayiş çıkar diye buraya yazamadığım nice örnek var, yani ayıptır söylemesi
benim de self-sansürüm var.

Bu ve benzeri durumlar hemen hemen her reklamcının başına gelmiştir. İster müşteri eliyle olsun ister denetim kurullarınca isterse reklam mecralarına sahip zihniyetlerin münasip gördüğü şekilde olsun, bu memlekette sansür artık her yerde. Yasaklı internet sitelerinden tutun da TV dizilerinde beceriksizce “bulanıklaştırılan” sigara ve içki görüntülerine kadar... 



Yurtdışında çekilmiş reklam filmlerine bakıyorsunuz, bir adam kiliseye gidiyor, günah çıkarıyor, rahiple iki hoş beş ve arkasından (tamamen sallıyorum) bir iç çamaşırı markası çıkıyor. Hadi bunu yapın bu memlekette.


Herhangi birimiz bir bisküvi ya da beyaz eşya markası için camide hatta namaz sırasında geçen komik bir hikaye yazabilir miyiz? 
Ya da marka ünlüsü olarak Bartholomos’u önerebilir miyiz?



Şimdi bunların, malum gazete ve belediyelerin ilanlara, billboard’lara müdahale etmesiyle pek ilgisi yok. Bu tamamen nasıl bir toplum olduğumuzla ve bu kanalları zorlarsak başımıza gelecekleri öngörüyor olmamızla ilgili ki bu ayrı bir hayatın konusu. 



Gerçi bizim meslekte sansür ajansta başlıyor. Dürüst olalım, yaratıcı yönetmenin ya da müşterinin beğenmeyeceğini bile bile bir fikri anlatma ya da uygulama cesaretini kaç kişi gösterebiliyor? E şimdi bu da sansür değil mi? Kendi zihnimize, durduk yere. 



Tam bu noktada lafı Young & Rubicam Reklamevi’nin sansürlenen Arçelik ilanına getirmem lazım ama canım hiç istemiyor.

O sansür kimin içindi hakikaten? 

Anneler Günü’nü kutlayan ve başka hiçbir bilinçaltı göndermesi olmayan bir ilanda, “anne” olarak boy gösteren kadınların etek boyları ve kısa kollu bluzları yüzünden hükmen günaha girecek erkekler için sanırım. 



Bir kısım medya (hep kullanmak istemiştim bu tabiri) ve benzer zihniyetteki büyüklerimiz toplumda böyle bir tehlike görüyor ve önlem alıyor olmalı. Bu memlekette Anneler Günü ilanından tahrik olacak, Allah korusun günaha yeltenecek erkekler varsa vay halimize. O vakit sansür bize haktır ve hatta müstahaktır.

Gerçi Başbakanımız “Ne yasağı? Ben giriyorum youtube’a, siz de girin” buyurmuşlar. Sansür, yasak da neymiş?
Başbakan’dan iyi bilecek halimiz yok.

İddia ediyorum yakın bir gelecekte bize “Aday adayı ne demek? Ben giriyorum AB’ye, siz de girin” diyecek.

Sivasspor ya da Anadolu'nun yeni efsanesi

Ana Sponsoru olduğumuz Sivasspor için yaptığımız destek filmi video

12 Nisan 2009 Pazar

Dünya büyükse... Biz de büyüğüz!

ŞİMDİ SİZE SORUYORUM; BİZ KİMİZ?

BİZ KİMİZ?

BİZ AHMETİZ.

BİZ AYŞEYİZ.

BİZ BİRİZ.

BİZ BİNLERİZ.

YÜZLERDE GURUR,

YÜREKLERDE ZAFERİZ.

BİZ TAKIMIZ.

BİZ TARAFIZ.

HEP YAN YANA,

HEP OMUZ OMUZAYIZ.

BİZ GÖREV YERİYİZ.

BİZ ALIN TERİYİZ.

70 MİLYONUN BAYRAMI,

70 MİLYONUN BAYRAĞIYIZ.

BİZ MİLLETİZ.

BİZ MEMLEKETİZ.

ŞİMDİ SAHAYA "BİZ" GİBİ ÇIKACAĞIZ,

VE DİYECEĞİZ Kİ;

DÜNYA BÜYÜKSE...

BİZ DE BÜYÜĞÜZ!


video

10 puan!

K Flakes'ten forma girmek için "yoldan çıkmayan" kadınlara 10 puan!

video

Bireysel Emeklilik Sistemi

Bireysel Emeklilik Sistemi işte böyle eğlenceli bir seydir
Yıllarca biriktirirsin sonra o yeni ve sevimli liralar sana neşeli bir müzik eşliğinde geri döner:)


video

30 Mart 2009 Pazartesi

Sinsi reklam





Siz hiç sinsi reklam uygulaması gördünüz mü?

Ya da yalancı çikolata paketi?

Peki ya kendi kendini kapatan site?

Biz yaptık, oldu.

Çünkü Nutymax Taktik kampanyasının alternatif iletişiminin tamamı gençlerin ilgisini çekmek için birer taktik olarak planlandı.



video

Al taktik-Ver taktik


Şöhretini iki defa bulan Nutymax, 2.5 sene sonra yeni kampanyasıyla alternatif ileşitimini devam ettirdi.

Bu kez, Gençlerle İletişim Taktikleri adını verdiğimiz bir seri başlattık ve nutymaxtaktikleri.com sitesinde gençlere türlü durumlarda ihtiyaç duyabilecekleri taktikler verdik. Hatta taktik vermekle de kalmadık bütün iletişimimizi bir taktiğe çevirdik.

Kampanyanın filmi Arjantin'de çekildi, filmin yayına girmesinden bir süre sonra da Amsterdam Fatihi adında bir yarışma başlattık.

Yarışmanın kuralı çok basitti, cebinizde 1 euro var ve Amsterdam'da üç gün geçireceksiniz.

Banka soymak, işe girmek, memleketten para istemek yok peki Amsterdam'da 3 gün nasıl geçineceksiniz?

Bu soruya en iyi taktiği gönderen kişiyi hakikaten cebinde 1 euro'yla Amsterdam'a gönderdik, o da cebindeki 1 euro'yla bize
kart attı:)



video

Demosuz demo



sohretsensin.com sitesinden bir köşe yazısı ve serinin devam filmlerinden biri.


video

Lezzeti çok, şöhreti yok!




Bir reklam yazarının avuçlarını kaşındırabilecek bir projeydi Nutymax'in lansmanı.

Üç tane birbirinden absürd reklam filmi, youtube'dan önce açılmış bir video upload sitesi ve yazarın kafasına göre takıldığı metinler, ilanlar, vesaireler.

İki yıl süren kampanyada sohretsensin.com sitesinin tüm içeriği dışında, hayri kıvırcık (niye bu isim hakkaten bilmiyorum) takma adıyla köşe yazıları yazdım. Siteye yüklenen videolara yorum yaptım.

Hatrı sayılır bir hayran kitlem de oldu ama işte fani reklam dünyası unutulup gitti:)

Nutymax lansman kampanyası filmi Krisal Elma, tüm interaktif kampanya da yine Kristal Elma'da en iyi interaktif kampanya
ödülü aldı.




video

7.2 GPC skorlu Radio Oxigen ilanları






Art direktör Emek Kalfa'yla, yaptığımız en güzel işlerden biridir.

İlanlar yayınlanmadı ama biz çok eğlendik, üstüne bir de ödül aldık:)

Dünyanın en çok ödül alan 63. reklam filmi

2007 yılına ait çok sevdiğim ve çok gurur duyduğum işlerimizden biri.

Film aynı yıl içinde arka arkaya Kristal Elma, Golden Drum, Eurobest, Epica, Effie ödülleriyle dünyanın en çok ödül alan reklam filmleri listesinde 63. sırayı aldı

Dünyanın her yerinde anlaşılabilecek basit ve küçük bir hikaye, büyük bir yaratıcı başarı ve satış rakamlarına ulaştı.



video

Keşke hayatta her şey kadınların istediği gibi olsa

Filmin tamamı Arjantin'de çekildi.

Çok da güzel oldu:)


video

Türk usulü hamburger: McDonald's Maxburger

Film yayına girdikten üç gün sonra ajansı arayıp bulan ve "Siz kim olarak biz diyosunuz? Mek danıds nası Türk? Emperyalistler!" nidalarıyla telefonda beni kilitleyen Kayserili Emekli Öğretmen Mehmet Bey'e ithafen... :)

"Peki hocam" diyor, ellerinden öpüyorum.

Film, 2008 Kristal Elma'da başarı ödülü aldı.




video

KUZEY KIBRIS TURKCELL







Eylül 2008'de görüntülü konuşma ve hızlı mobil internetle Türkiye'den önce Kuzey Kıbrıs tanıştı.

Biz 3G ha geldi, ha gelecek diye beklemeye devam edelim.