7 Mayıs 2010 Cuma

GALATASARAY DERGİSİ 90.SAYI

Bu sayıdaki Tribün Notları'nda Galatasaray tarihinin en kabak tadı veren protestosunun yapıldığı Galatasaray-Diyarbakırspor maçıyla, bir acayip Galatasaray-Bursasspor maçı var.

4 yorum:

  1. yoksa mesele tribun notlarini tutmak degil, tribune hangi acidan bakipda tribun notlarini tutuyor olmaniz.

    sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. sanirim galatasaray - diyarbakir macina tribune gitmeden tribun notlarini tuttunuz..

    elestirileriniz olabilir tribune, topluluklara karsi ama yapilan protestolari, anlik verilen tepkileri iyi analiz edemediginiz de ortada, buna sebep belki maci izlediginiz kisiler belkide stadta bulundugunuz konum/tribun olabilir bu tarz durumlarda size tavsiyem bazilari seyleri sorgulayarak yazmaniz,

    tribunde maca gelen herhangi birileriyle, ya da sokakta tanimadiginiz insanlarla durumlari sorgulayin demiyorum, en azindan gerek tribunu, gerek camiayi en iyi analiz edebilecek bir mehmet senol'la...
    yoksa mesele tribun notlarini tutmak degil, tribune hangi acidan bakipda tribun notlarini tutuyor olmaniz.

    sevgiyle...

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Adsız, 

    keşke isminizi bahşetseydiniz de layığıyla hitap edebilseydim size. Öncelikle görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim, benim için çok değerli. 



    Elbette Diyarbakırspor maçında tribündeydim, tıpkı dün akşam olduğu gibi. Beni ne kadardır takip ediyorsunuz bilmiyorum ama "tribünleri analiz" etmek gibi sosyolojik ve ulvi bir amacım yok; ki zaten öyle bir donanımım yok. Yaptığım tek şey tribündeki hikayeleri kovalamak, sahadaki maçın tribündeki hislerini dillendirmek. Bazen kendimi ve birlikte maç izlediğim arkadaşlarımı, bazen hiç tanımadığım insanları ve hatta bazen bir steward’ın gözünden bile yazıyorum tribünleri. İşte tam bu noktada maçı kiminle izlediğim, hangi tarafta olduğum, kimi nasıl değerlendirdiğim tüm önemini yitiriyor. Benim bildiğim tek bir taraf var, o da Ali Sami Yen’de maç izleyen Galatasaraylılar. 



    Beni sorgulamamakla eleştirdiğiniz yazım kişisel "teşekkür ve teessüflerim”le bitiyor farkındaysanız. Yani kimsenin adına konuşmuyorum, dozu kaçan protestoyu protesto ediyorum bir Galatasaraylı olarak. Ve sanırım buna tribündeki herhangi biri olarak hakkım var. Zira kimse bana o anda oynanan maçı sabote eden, kendi takımının oyuncusuna hakaret eden, maçı geçtim, devre arasında Emre Çolak’la paslaşan Jo'yu top her ayağına geldiğinde ıslıklayan, hatta gol kaçırdığında ona "gerizekalı" tezahüratı yapan bir protestoyu medeni ve haklı gösteremez. Bu konuda fikrim değişmez. 


    Bana göre insan en büyük toleransını, en derin sevgisini en çok sevdiğine göstermeli; en çok sevdiklerini zor günlerinde de aynı şevkle kucaklayabilmeli. Sadece var olduğu için sevebilmeli, yanında olabilmeli. Bu da farklı hayat görüşlerine bağlı tabi, bu da benimki. Protestolara dayanamayan kadın duyarlığımı da göz ardı etmeyelim :)

    Mehmet Abi (Senol) tıpkı dediğiniz gibi camiayı içeriden tanıyan, tribünleri avucunun içi gibi bilen biri. Ve bugüne kadar bir kez bile yazdıklarıma karışmadı. Bunun nedeni durduğum yer, sahip olduğum bakış açısı değildi; izlediği futboldan keyif almayı bilen, kızgınlığını da sevincini de dozunda gösterebilen bir tribün kültürü temmenni ettiğimi bilmesi; Galatasaray Dergisi dışında yaptığım spor işlerinde de bu amaca uygun hareket etmem ve bir süredir bununla uğraşmamdı. “Tribün Kültürü” sevdamın yakın bir zamanda sizin tarafınızdan da çok daha iyi anlaşılabileceğini düşünüyorum. 



    Elbette her taraftarın takımını sevme biçimi farklı. İster küfredersiniz isterseniz her koşulda sonsuz desteklersiniz. Ama sizinle aynı fikirde olmayan renkdaşlarınızın duruşuna da saygı göstermelisiniz. Tıpkı Diyarbakırspor maçının ilk 5 dakikadaki sessizliğine sonsuz bir sessizlikle saygı duyduğumuz gibi. Aynı saygı keşke "re re re ra ra ra" tezahüratını başlatan Numaralı'ya da gösterilseydi. 



    Uzun lafın kısası haklı olduğunuz bir taraf var. Mesele Tribün Notlarını tutmak değil, mesele her zaman aynı tarafta olduğumuzu hiç unutmamak. Görüş ayrılıklarımız olsa da. 



    Görüşleriniz için tekrar teşekkürler, sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Cehenneme gidemiyorum, çok iyi olduğumdan değil çok uzak olduğumdan. Ama iyi ki anlatıyorsun orayı, ben de izlermiş gibi okuyorum sayende. Ha bir de öyle çok sağol ki sayende daha fazla Galatasaraylı oluyorum, öyle hissediyorum kendimi... Oooh, ne de güzel iyikilerim oldu bee

    YanıtlaSil